Bela, Dert, Musibet

Description

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı'nın resmî YouTube kanalıdır. BELÂ - DERT - MUSÎBET Kıymetli Kardeşlerim! Bugün birer nebze belâ, dert ve musîbetten bahsetmek istiyoruz. Bu kelimeler, birbirlerinin yerlerine de kullanılırlar. Önce "Belâ"nın bir tarîfiyle konumuza girelim. "Belâ": "Allahü teâlânın, insanları imtihân etmek, denemek için verdiği maddî ve mânevî üzüntü, sıkıntı, musîbet, âfet" demektir. Cenâb-ı Hak, bir hadîs-i kudsîde buyurmuştur ki: "Kulumu, bir belâ ile ibtilâ (imtihân) ettiğim vakit, sabreder ve ziyâretçilerine beni şikâyet etmezse, ona etinden daha iyi et, kanından daha iyi kan veririm. İyileştiği vakit günâhsız olarak iyileşir. Onu öldürürsem, rahmetime yâni Cennet'ime gider." (Muvattâ) Peygamber Efendimiz de, iki hadîs-i şerîfinde buyurmuştur ki: "Mü'mine; dert, belâ, üzüntü, hastalık, eziyet gibi sıkıntı verici şeylerden biri gelirse, Allahü teâlâ, bunu, onun günâhlarına keffâret (bedel) eyler." (Müslim) "Şüphe edilen altını, ateşle muâyene ettikleri gibi, Allahü teâlâ da, insanları, belâ ile, dertle imtihân eder. Bâzısı belâ ateşinden hâlis olarak çıkar. Bâzısı da bozuk olarak çıkar." (Kimyâ-ı Seâdet) "Peygamberler (aleyhimüsselâm) hep dert ve belâ içinde yaşadılar. Hattâ "Belâlar, mihnetler (sıkıntılar) en çok Peygamberlere, sonra Evliyâya, sonra bunlara benziyenlere gelir" buyuruldu." (İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî) [Eşeddü'l-belâyâ alel-Enbiyâ, sümmel-Evliyâ, fel-emsel, fel-emsel] Farsça bir şiirde, "Derd ü belâ kemend-i mahbûb est = Dert ve belâ segiliye atılan bir kemenddir; onu böylece kendisine çeker" denilmiştir. Nemrud ve Fir'avun'un bir defa olsun başları bile ağrımamış; Allahü teâlâ bu habîslerin iniltilerini, seslerini duymak istememiştir. Ama nice Peygamberlere ne büyük imtihânlar gelmiştir. Hazret-i Nûh aleyhis-selâm, Hazret-i İbrâhîm aleyhis-selâm, Hazret-i Eyyûb aleyhis-selâm, Hazret-i Mûsâ aleyhis-selâm, Hazret-i Îsâ aleyhis-selâm ve Sevgili Peygamberimiz gibi. "Dert ve belâ gelince, Allahü teâlâya sığınmalı, âfiyet vermesi, kurtarması için duâ etmeli, yalvarmalıdır. Allahü teâlâ duâ edenleri, sıhhat, selâmet ve âfiyet istiyenleri sever." (İmâm-ı Rabbânî) "Birinize dert ve belâ gelince, Yûnus Peygamberin duâsını okusun. Allahü teâlâ, onu muhakkak kurtarır. Duâ şudur: "Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn." [Senâullah Dehlevî (Pânipatî)] Bir kimse sıkıntı ve belâya uğrarsa; "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm" desin. (İmâm Ca'fer-i Sâdık) Kazâ gelmez, Hak yazmasa // Belâ gelmez, kul azmasa. (Atasözü) Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki: "İstiğfâra devâm edeni, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Ummadığı yerden rızıklandırır." “Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil-erdı velâ fis-semâi ve hüves-semîul-alîm” duâsını sabâh üç kere okuyana akşama kadar, akşam okuyana da sabaha kadar hiç belâ gelmez." [İmâm-ı Rabbânî (rahmetullahi aleyh), talebeleri ile, uzak bir yere gidiyordu. Gece, bir handa kaldılar. "Bu gece, bu handa bir bela hasıl olacak. Şu duayı okuyunuz" buyurdu: "Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil-erdı velâ fis-semâi ve hüves-semîul-alîm." Gece büyük bir yangın oldu. Bir odada eşyâlar yandı. Bu odaya haber verilmemişti. Duâyı okuyanlara bir şey olmadı. Dertlerden, belâlardan, fitne ve hastalıklardan korunmak için, sabâh ve akşam, İmâm’ın bu sözünü hâtırlayarak, üç kerre okumalıdır.] Şimdi gelelim "Musîbet" kelimesine: "Musîbet" de: "Âfet, belâ, sıkıntı" demektir. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde (meâlen) buyurdu ki: "Ey insan! Sana gelen her iyilik, Allahü teâlânın ihsânı olarak, nîmeti olarak gelmektedir. Her dert ve musîbet de kötülüklerine karşılık gelmektedir. Hepsini yaratan, gönderen Allahü teâlâdır." (Nisâ, 79) "Size gelen belâlar, musîbetler, kabâhatlerinizin, günâhlarınızın cezâsıdır. Bununla berâber, Allahü teâlâ bir çoğunu da affederek musîbete mârûz bırakmaz." (Şûrâ, 30) Bir hadîs-i kudsîde buyuruldu ki: "Kullarımdan herhangi birine; bedeninde, mâlında veya evlâdında bir musîbet verdiğim zaman, o, bu musîbeti sabr-ı cemîl (güzelce sabrederek) karşılarsa, kıyâmet günü, onun için mîzân kurmak ve defter açmaktan (hesaptan) hayâ ederim." (İhyâ) Peygamber Efendimiz de, hadîs-i şerîfinde buyurmuştur ki: "Bir kimseye musîbet erişince; "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn" desin. Allahü teâlâ o kulun duâsını kabûl eder." (Kimyây-ı Seâdet) "Mü'minin ahlâkı; zenginlikte iktisâd, genişlikte şükür, belâ ve musîbet zamânında sabırdır. Musîbete sabreden, ecir (mükâfât) ve sevâba kavuşur." (Sehl bin Abdullah) "Musîbet birdir. Musîbetin geldiği kişi feryâd eder, ağlayıp sızlarsa, musîbet iki olur. Biri musîbet, diğeri sevâbın gitmesi. Bu musîbet öncekinden daha büyüktür." (Abdullah bin Mübârek) "Musîbete feryâd eden, Allahü teâlâya karşı gelmiş olur. Feryâd etmek, ağlayıp sızlamak belâ ve musîbeti geri çevirmez." (Şakîk-i Belhî) "Gördüğünüz her musîbet ve felâket, kızgınlığın, zulüm ve haksızlık etmenin cezâsıdır." (Abdülhakîm Arvâsî)

Related Videos